7 Şubat 2010 Pazar

Not 4


Konumuz "İlişkiler"

Uzun süredir yakın iki arkadaşım birlikteler ve bu zamana kadar iyi idare ettiler diyebilirim. Neden mi? Çünkü ikisi de geçimi çok zor olan insanlar grubundalar. Benim onlarla nasıl geçindiğim ise apayrı bir gündem maddesi. Konuya dönersek eğer; iki yakın arkadaşınız ilişkilerinin en kavgalı dönemlerindeyse sizde fena halde arada kalıyorsunuz. Her iki tarafta size aynı olayı farklı şekillerde anlatıp fikrinizi sorar. Cevabınız mutlaka bir tarafı memnun etmez. Nitekim benim başıma gelen de bu. Koca çenemi tutamadım ve fikrimi söyledim. Her zaman fikirsiz olmak gerekmez mi???


Bugünkü kendime notum şudur: Eğer kavga eden iki sevgilinin arasında kaldıysan ve senden durum değerlendirmesi isteniyorsa; asla fikirlerini söyleme. Eğer çeneni tutamayacaksan her zaman hatun kısmının tarafında ol. Yoksa çok çekersin.

1 Şubat 2010 Pazartesi

Not 3


Yoğun bir çalışma haftasından sonra cumartesi günü nihayet biraz da olsa kendime vakit ayırıp, yeni edindiğim arkadaşım Pelin ile Beyoğlu'nda keyifli bir gün geçirdim. Asmalı mescit'teki "Antiochia" restoranında dillere destan bir yemek yedik. Mezeler öyle lezzetliydi ki o gün yemek yeme limitimi sanırım 2 kez aştım. Meze severlere özellikle Muammara ve Humusu denemelerini şiddetle tavsiye ederim.

O akşamın en muhteşem olayı ise Bronx Pi'de gerçekleşen "REDD" konseri oldu. Konsere girebilmek için uzun bir kuyruğun erimesini beklememiz gerekti ama grubun performansını gördükten sonra REDD için 10 saat daha beklemeye razı oldum.


Bugünün kendime notu ise: Hiç bir REDD konserini kaçırma ki, canlı canlı kaliteli müzik dinleyebilesin. Bu arada hem göze hem de kulağa hitap ediyorlar o ayrı. :)


29 Ocak 2010 Cuma

Not 2


Bu hafta nihayet güzel bir kar yağışı görmek nasip oldu. Tabii ki İstanbul'un göbeğinde yaşanan buzlanma ve çamur sefaletinden bahsetmiyorum. Ama tesadüfen iş için gittiğim Gebze Tübitak'ta muhteşem görüntülere şahit oldum. Yoğun ve çok stresli bir işim olduğu için genellikle bir karış suratla dolaşırım ve bu tür şeyler daima gözümden kaçar. Sağa sola koşuştururken yanından geçtiğimiz yerlere ve kişilere hiç dikkat etmeyiz. Bu zaten gayet iyi bilinen ve hepimize klişe gelen cümlelerden biridir. Yine de buraya eklemekte fayda görüyorum.

İşte kendime 2. notum: Şu suratını asmayı bırak ta biraz sağa sola bak!

27 Ocak 2010 Çarşamba

Not 1

Yıllar yılı aklımda kendime küçük küçük notlar tutuyorum. Bunların çoğunluğu ikinci kez tekrar edilmemesi gereken irili ufaklı birçok hatadan oluşuyor. Ancak bir o kadar da gezip gördüğüm ve beni çok etkileyen yerler, olaylar ve etkinlikler var. Bunları hatırlamak artık çok zor olmaya başladı ki bu nedenle de kayıt altına almakta fayda görüyorum.


İstanbul gibi bir şehirde yaşamanın verdiği belli başlı sıkıntılar var. İlk akla gelen elbette ki trafik!

İşte kendime ilk notum: Eğer mecbur değilsen asla ama asla Teşvikiye'ye arabayla girme! En son o trafiğe girdiğimde arabanın debriyaj balataları neredeyse yanıyordu. 2 gün boyunca sol ayağıma giren kramplar da cabası :(